Etrafımızda ne kadar çok ev var? Ne kadar çok bina, iş hanı var? Blok blok binalar içinde programlanmış insanlar... Herkesin mecburiyeti var dışına çıkmak ise çok zor... Alışılmışın dışına çıkmak çemberin çapını büyütmek... İnsanlar sürüdeki koyunlar gibi hareket ediyor sınıflandırılıyor ve benliğini bulamayan ve aidiyet duygusuna sahip olamayan fakat bu duyguya sahip olmak isteyen bilinçsizler ise bir güruha ait olmak için sınıf arıyor buluyor ona bürünüyor öyle yaşıyor... Kalıp kalıp düşünceler, bir kaç tip insanlar...
Oysa en başında böyle miydi? Her yer bomboş ve sahipsizdi. İsteyen istediği gibi yaşardı ve tek ihtiyacı bir mızrak, bir bakır bıçak ve iki çakmak taşı... Yeterli değil miydi? Yeterdi elbet peki o zaman neden bu açgözlülük? Amaç karnını doyurmak değil mi? zaten zaruri ihtiyaç listesi gayet azdır barınma, açlık hissini giderme ve cinsel dürtüler... Barınma için mağara vardı. Açlık hissi için mızrak ve çakmak taşı vardı. Sevişmek içinse her zaman olduğu gibi dişi ve erkek vardı. Fakat her şeyin amacı dışında kullanılması gibi ateşte amacının dışına çıktı ve kerpiç, beton, tuğla ve türevi olgular doğdu. Ham maddeyi üst üste dizdi üstünü kapattı ve ev oldu zaten her yer boş...
3 domuz ve kurdu herkes bilir. Hani şu samandan ev, tahtadan ev ve betondan ev yapan domuzlara kurdun gelip üfürmesini anlatan...
Gezegenin bomboş olduğunu düşünürsek kimse kimseye çomak sokmadan yaşıyorlardı ve samandan ev bile yeterliydi... Ama açgözlülük sayesinde bu yeterlilik durumu alaşağı edildi ve önce tahtadan olmalı düşüncesine kapıldı insanoğlu... Bu yeterken daha lüks daha üst sınıftan olma uğruna betonu aradılar ve buldular... Şimdi her şey güzel görünüyordu...
ta ki aç gözlülüğün son noktası buharın işe karışmasına kadar... Sanayi devrimi denmiş emek ve alın teri arka plana itilmişti... Ve emperyalizm ile kapitalizm düşüncelerinin tohumları atılmıştı... Buharında etinden sütünden derisinden faydalanıp tükettikten sonra toprak altına bir boru ve hop! Petrol... Sınırlar zorlanıyordu ama hala gezegen ses etmiyordu... Şimdi her şey daha iyiydi... Görünüşte... E=mc.mc, ampul, elektrik, telgraf, silah, barut, thompson, sten, mp44, otomobil... Lüks markalı gaz lambaları, 45'lik plaklar, özgür akımlar, kocaman radyolar, siyah beyaz televizyonlar, çizgi romanlar, teksas, tom miks, zagor... comodore 64, atari, amiga, ahizeli ve gelişmiş telefon, internet, moda akımları, etlerin pazarlanması, yaşam kalım olguların tek olduğu düşüncesi, şehvet, uçak, tank, keleş, mayın, petrol ve nükleer güç... Ötesi ne? Gezegen dışı... Uzay mekiği, hubble, uydular, gps, samanyolu, galaksi ötesi, robotlar... Bunların peşinde artık insanoğlu... Fakat beni etkileyen ne umurumda mı mars venüs satürn... Peki, senin peki onun umurumda mı? bizi etkiler mi ki yoksa sadece güç ve açgözlülük duygularının tatmini mi...?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder